Aşkın dili, dini, rengi hele ki siyaseti hiç yoktur. Korkmayın, aşık olun ve aşkınızın arkasında durun...

19 Haziran 2013 Çarşamba

İncir Kuşları/Sinan Akyüz


17.06.2013 Pazartesi günü  migrosun %40 indiriminden yararlanmak için, koşarak migrosları talan edip aldığım bu kitabımı okumaya, dayanamayıp eve dönerken minibüsde başlamıştım zaten...
dayanamayıp diyorum çünkü bu ara kitap okumamalıyım demiştim malum kpss ye sayılı günler kaldı kitap okumak yerine son tekrarlarımı yapmak sınavdan hemen sonra koşarak kitaplarıma dönmek istiyordum.
Ama bu kitap beni biraz fazla çabuk içine çekmişti. 
Tüm gün elimden düşürmedim kitabı...
Arka kapağı okuyunca sanıyorsunuz ki savaş zamanı basit bir aşk hikayesi...
SANMAYIN
...
Ben daha önce hiçbir kitaptan bu kadar etkilenmemiştim...
Bu kadar etkileneceğimi de düşünmemiştim.
Boşnak müslümanların sırplar tarafından katlini bu kadar açık bir dille anlatmak ...yazmakta zorlanıyorum...
Sürekli ağlayarak okudum kitabı...
Anlatılan bir savaş değil bir KATLİAM...

2 günde bitirdiğim kitabı bitirmekle kalmayıp sonrasında merakımla küçük bir araştırmaya giriştim. Bosna savaşı hakkında yeterli bilgim olmadığı için kızdım da aslında kendimden.
Önce bosna savaşı ve bu katliam hakkında küçük bir araştırma yapıp Haluk LEVENT'in sesinden srebrenitsa yı dinledim.
daha sonra Sinan AKYÜZ'ün bir röportajını okudum. Öğrendim ki Angelına Jolie'nin yazıp yönettiği Şubatta gösterime giren " Kan ve Bal Ülkesinde " filminde de bu konu işlenmiş.

Çok güçlü değilseniz izlemeyin tavsiye etmiyorum. Zaten film kitaptan sonra çok gerçekçi gelmiyor. Bir sırpın duyguları katılmamalıydı mesela...
Şimdi TRT'nin Mavi Kelebekler dizisini de izlemeyi düşünüyorum.
Son olarak kitap hakkında okuyun derim ama okurken çok hoş bir sahneyle karşılaşmayacaksınız  altını çizerek belirtmek istiyorum. Kendinizi kötü hissedeceksiniz. 




8 Haziran 2013 Cumartesi

Sanat Psikolojisine Giriş/Sıtkı M. Erinç


 Fakültemin öğrencisine değer veren  çok sevdiğim sanat tarihi hocamın tavsiyeleri üzerine sayısız kitap edinmiştim ve yalnızca ihtiyaç anında başvurmuştum bu kitaplara. Şimdi herşeyi toparlamak adına elime alıp vakit buldukça sakin ve yavaş yavaş sindirerek bu kitapları okumaya başladım. Sıtkı M. Erinç'in Sanat Psikolojisine Giriş kitabını sanat psikolojisi dersimize kaynaklık etmesi için çok da hevesle almıştım. Sanatçıların psikolojilerini anlamak onların dönemlerine ruhsal bakış açılarına gitmek fikri çok heyecanlandırmıştı beni.
Bu kitapla onların ruhsal dönemlerine gidemedim belki ama sanatı yeni baştan irdeledim.
Savunduğum birçok şeye ulaştım bu kitapla...
Şimdi Sıtkı Erinç'in diğer kitaplarını da okumak istiyorum...
Bu kitabı aslında herkes okumalı belki sanata uzaktan bakanların bakışları biraz olsun değişir....
Önsözünden dahi altını çizdiğim sayamadığım ve yazamayacağım o kadar vurgu var ki!...
Ben yazmayayım ama siz kitabı alın ve okuyun...


4 Haziran 2013 Salı

Yazmak istedim sadece...


Öyle güzel kareler yakalanmış ki direniş hareketlerinden... Bunları seçip blogumda paylaşmak istedim.
Her kesimden halkın el ele vermiş olması öyle gurur vericiydi ki... Meydanı görünce geri dönmek istemiyorsunuz... Yalnız bu süreçte haklıyken haksız duruma düşüren bilinçsizce hareket eden insanlar da vardı. Halkın içinde bulunduğu otobüsü taşlaynlar mesela...
Evime dönmek için bindiğim otobüsün taşlandığına şahit oldum. Antalya çallı savaş alanı gibiydi.
Sosyal medyadan sesimi duyurmaya çalıştım amacınızı hatırlayıp cumhuriyet meydanına dönün arkadaşlar el ele omuz omuza olun ya da hiç olmayın gidin evinize oturun diye...

Neyse ki bugün daha bilinçli insanlarla direnişin devam ettiğini görüyorum.
Bir de son kez birşey söyleyerek yazıma son vermek istiyorum.

DURUMU ALAYCI İFADELERLE DEĞERLENDİRDİĞİNİZ SÜRECE HİÇBİR ZAMAN OLUP BİTENLERİ ANLAYAMAYACAKSINIZ...

3 Haziran 2013 Pazartesi

9 Mayıs 2013 Perşembe

Kitaplığınızda neler var?

mavi kalemin Kitaplığında neler var? etkinliği ni görünce dayanamadım ve ben de katılmak istedim. Aslında daha önce kitaplığımı ve başucu kitaplarımı kitaplık kurdu blogu aracılığıyla paylaşmıştım ama kendim ayrıca bir post yazmamıştım.
Sanırım şimdi o postu yazma vakti geldi.
Kitaplıkları kurcalamayı çok seven ben bu yüzden kitaplikkurdu.blogspot.com da çok sevmiştim şimdi maikalem.blogspot.com in etkinliğini de görünce bu etkinliğin sonuçlarını düşünüp çok mutlu oldum:))

şimdi gelelimmm benim kitaplığıma...

Bu benim kitaplığımın genel görünüşü her fırsatta demişimdir benim kitaplığım yaşayan bir kitaplık diye çünkü, hiçbirşey olduğu yerde sabit kalmaz sürekli bir hareketlilik mevcut olup kitaplarımın her birini sık sık yeniden ele alırım yerlerini değiştiririm. Dağınık sıkışık tepişik :) ama ben çok seviyorum onları...
Ha bir de ödünç verdiğim kitaplarımdan dolayı bazı eksiklikleri var.
!
not: herkese ödünç kitap vermem, hatta ödünç kitap vermeyi sevmem:D 
ama paylaşmayı sevdiğim için okuduğuna güvendiğim 2 arkadaşıma çok sevdiğim kitaplarımı gönderip okumalarını sağlarım:) sonra mutlaka ama mutlaka geri alırım:))

 burda görmüş olduğunuz kesit bu seneki halimi özetler durumda zaten:) KPSS.......
Ama mesajı görmenizi isterim KPSS ile sanatı nasıl bağdaştırdıysam artık :))) iç içe geçmelerini sağladım ki sanattan da kopmayalım:)))
Bu görmüş olduğunuz kesitte  görünenin arka yüzü:)
Ne ararsan var!...




Burası da yatağımın hemen yan tarafındaki etejerim ve başucumda bulunan kitaplarım...
Postmodern söyleşiler zihnim açık oldukça okumaya devam ettiğim kitap, sanatın öyküsüde öyle sık sık başvurduğum kitaplarım ve işte hemen okunması ya da yeni bitmiş olanların yer aldığı bölüm işte açıkcası...

Birde kitaplığımın kapalı kısmı var ki oraya hiç girmeyelim:) KPSS den kurtulduğum gün onlarda gün yüzüne çıkacaklardır:)) KPSS soru bankalarından kurtulunca:))

Şimdi etkinlik gereği en sevdiğim 5 kitabımdan bahsetmem gerekiyor...
sıralama yapmak istemiyorum ama aklıma gelen 5 tanesini hemencik ekliyorum...
Yoksa bu işin içinden de çıkamam :)) 
çünkü zaten çoğunu seviyorumm:))












24 Nisan 2013 Çarşamba

Ferrarisini Satan Bilge/Robin SHARMA ve sıkıcı olmaktan kaçınan ben:))

Uykuya dalmadan hemen önce, uykudan uyandıktan hemen sonra, ders araları vakit buldukça elime alabildiğim ama  her elime aldığımda 5 sayfanın ötesine geçemediğim kitabım nihayet bitti...
Bir süre elime kitap almamayı düşünüyorum çünkü kpss çalışıyorum diye kitabı elimde süründürüyorum yazık okuduğuma yazık oluyor...
Pek hoş olmuyor yani bu şekilde kitap okumak...
Ama kitaptan bahsedicek olursam;
Kişisel gelişim kitaplarına karşı yargılarımdan kurtulmak istesem de başaramıyorum yine itici geliyor bana. Doğal olarak okurken çok sıkılıyorum...
İlk başlarda farklı gelmişti mahkeme salonunda olanlar roman tarzıyla başlanmış bir kitap sonralarında böyle yaparsan şu derce mutlu olursun boyutuna geçince sıkılma evresine geçtiğimi ve kitabın da elimde kalma süresinin uzadığını farkettim...
Yani kitaptan bahsetmek için çok uzun cümleler kurmama gerek yok aslında 
ZİHNİNİZİ GELİŞTİRİN
GERÇEK MUTLULUĞU YAKALAYACAKSINIZ...



Bu aralar kendimden bahsedicek olursam zamanımın bir çoğu şu şekilde geçiyor...



 O kadar da sıkıcı değilim yahu :))
Konselere katılmayı da ihmal etmiyorum hani:)
En son koçfest model konserine gidip çok eğlendiğimi de belirtmek istedim nedense:)) 
Bugün güzel birşeyler yazamadığımı farkederekten çekiliyorum :))
Ayıp bana iki cümleyi bir araya getirip sohbet tadına getiremedim...
Gidip bir kahve içsem iyi olucak sanırım:))

18 Mart 2013 Pazartesi

Kürşat Başar /Kış İkindisinin Evinde

Kış İkindisinin Evinde Kürşat Başar'ın ilk kitabı olup 1989 yılında Haldun Taner Öykü ödülünü almış, oldukça etkileyici bir üsluba sahiptir. Benim Kürşat Başar'la ilk tanışmam Başucumda Müzik ile olmuştu. Çok etkilenmiştim ve Kürşat Başar okumaya devam etmeliyim demiştim... 
Evet geç de olsa yeniden bir Kürşat Başar kitabıyla,  sahafta karşılaştık... ve konusuna içeriğine bakmadan aldım geldim.
Kış İkindisinin Evinde;
Bir acının anatomisi diye tasvir etmek istedim nedense...Okuduğunuz her satırda kalbinizi acıtmayı başarıyor, hele ki bir de yaralıysa kalbiniz; tekrar tekrar yaralandığını hissediyorsunuz...
Altı çizilesi oldukça fazla cümle vardı, buraya yazmaya kalkışmadım ama öyle bir yer vardı ki!...
Ben oraya takılıp kaldım...

***
"Aşk sihirli bir yolculuktu, yalnızca bir kez yapılacak bir yolculuk, geri dönülemeyen bir yolculuk. Ve sonraki tüm aşklar o ilk coşkunun yeniden hatırlanması, yeniden yaşanmaya çalışılmasından başka birşey değil..."
***
Uzun süredir saplantı haline gelmişsse acılarınız içiniz rahat okuyabilirsiniz. Ama yenilenmek üzereyseniz eğer biraz daha bekleyin derim bu kitabı okumak için...