Aşkın dili, dini, rengi hele ki siyaseti hiç yoktur. Korkmayın, aşık olun ve aşkınızın arkasında durun...

28 Şubat 2014 Cuma

tamamlanmamış cümlelerim...




Yazmaya ihtiyacım var bu akşam...
Sözcükleri bir araya getirmem gerekiyor, beceriksizce bir telaşım var...
Sanki okumaya yeni başlayan çocuğun kalabalıkça bir sınıfta, ilk okuma parçasını sesli okurken sesindeki titreme gibi.
Herşey eskiyor yazar yazmaz eskiyor hem de sözcükler o kadar dayanıksız ki bir araya getirmeye çalıştıkça dağılıyorlar. Belki biz de dayanıklı değiliz. Zamana karşı dayanıklı olmadığımız gerçeğinden kaçmaya çalıştıkça daha da güçsüzleşiyoruz.
Harfleri bir araya getirebildiğim kadar yazacağım, sözcükler dile geldiğince yazacağım,Bu akşam ben de yazacağım ve yarına her şey tükenmiş her şey yalnızca bu satırların arasına sıkışıp kalmış olacak.
Sabah uyanırken bomboş bir sabaha uyanacağım.
Ne kadar çabuk tüketir olduk her şeyi. Hiç düşünmeden her şeyi HER ŞEYİ tüketir olduk. Yiyeceği, giyeceği, arkadaşlığı, dostluğu, aşkı, SEVGİYİ!...
Sevgiyi bile çok ve çabuk tüketir olduk. Neden tüketir ki insan sevgiyi. Yarına neden kalmasın? Neden sürüp gitmesin?

Sen farkında olmazsın bazen bir insan senin yalnızca bakışına tutunuyordur... TUTUNMAK...
Yaşama bağlayan tek şeyin bakışın olduğunu bilsen yine öyle bakar mısın yoksa tüketir misin ?
Tüketiyoruz ya düşünüyor insan işte tüketilir mi kurguladıklarımız yaşayamadıklarımız...

Hava sisli ...
Düşünüyorum...
Sevmeyi bilmiyoruz çoğumuz doğru ama özlemeyi hissedebiliyoruzdur eminim...
Düşünüyorum
Bu akşam yazmak istedim sadece
Yarına bomboş uyanmak için
Bakışlarına tutunmaktan vazgeçmek için belki de...


26 Ocak 2014 Pazar

unuttum neydi o hatırladığım?



UNUTUN GİTSİN!...

Hani bu şehir küçüktü
Karşılaşılmayacak insanlarla muhattap ederdi seni sık sık
Hani olmadık zamanda karşına çıkardı olmadık insanlar
Bu şehri benden öğrenecek değildin hani
Senden öğrenmiştim oysa ben bu şehri
Bilmediğim mesafelerini
Görmediğim güzelliklerini
Hissetmediğim mutluluklarını
MUTLULUKLARINI...
Senden öğrenmiştim ben bu şehri
Ama büyüktü bu şehir
Çok büyük
Aldıklarını vermeyecek 
Sakladı mı göstermeyecek
Aniden bastıracak hüzün, tıpkı yağmuru gibi...
Birden saracak kara günler, bulutları gibi...
Bir daha hiç gelmeyecek bahar tekrar sanki eskisi gibi
Baharlar gelip geçiyor da
Geçmeyen şeyler var be
Geçmiş hiç geçmiyor
Sen geçmiyorsun
Olmadık zamanda gelip yerleşiyorsun aklıma
Unutmadığımdan değil de hani
Öyle işte nedensiz gelip yerleşiyorsun
Ama çok büyük bu şehir karşılaşılmıyor öyle kolay
Kolay değil zaten karşılaşmalar
Kocaman bu şehir yutuyor da hatırlatmıyor öyle kolay
Hatırlamıyorum yani
Kolay değil zaten hatırlamalar....

27.01.2014
02:37





9 Ocak 2014 Perşembe

Bu yazının ne nedeni ne de başlığı var...ama sonunu merak ediyorum:)



Kitap okumak o kadar severek yaptığım bir etkinliğim ki benim. ETKİNLİK... demek ne kadar doğru oldu bilmiyorum ama yaşam biçimim mi demeliydim acaba?
Bu aralar sınav telaşım ve soru bankalarım arasında kaybolmuşken kitaplarıma ayırdığım vaktimin kısıtlanmasından çok şikayetçiyim. Yalnızca gece yatağa girince ve otobüslerde ayakta kalmadığım oturacak bir koltuk bulma şansı yakaladığım anlarda okuyabiliyorum. Bu çok garip bir duygu. Çok değerli bir arkadaşıma vakit ayıramamak gibi, onu çok özlediğimi hissetmek gibi, telefonla konuşurken telefonun yarıda kesilmesi gibi... Yemek yerken doymadan tabağının önünden alınması gibi mesela...

Kahve içmeyi ne kadar çok sevdiğimi ve günlük 3 fincan hiç sektirmeden içtiğimi de herkes bilir sanırım. Yani çevremdeki herkes bilir de buradan da bilmeyenler öğrenmiş oldular. En büyük keyfimdir benim kahve içerken elime alıp iki satırda olsa bir şeyler okumak. Allahımmm nasıl yakışır kahveyle kitap birbirlerine. Nasıl uyumludurlar. Çok severim ben ikisini de. Çok sevimlidir işte o dakikalar, kıymetlidir, sevilesidir...
Sıcak renkler gibi...

Bir de...
Ben insanların dünyalarını merak ederim. Mesela okuma dünyalarını...
Nerede okurlar? Okuma odaları nasıldır? Neler okurlar? Nereleri not alırlar? Hangi kalemi kullanırlar? Not alırken neler geçer akıllarından.... v.s.
Bu yüzdendir belki de odaları incelemeye  merakım. Bir arkadaşımın evinde kitaplığını çalışma masasını, odasının dekorunu kitaplarını, incelemeyi çok severim...

Ben fotoğraf çekmeyi ve çekinmeyi de çok severim 
Fotoğraflarımda genelde hep fincanlar kahveler ve kiatplar kitaplıkların yanında bir de mekanlar vardır 
Mekan...
Yaşanmışlık yani, yani yine insanların dünyalarına merak belki de
ama deneyin fotoğraf çekmeyi de deneyin çooooook seveceksiniz...

Buraya yazmaya başladım niye başladım, niye yazıyorum, nasıl bu konuya girdim, nerden devam edeceğim... soruları eşliğinde yazıyorum şu an....

demişken pek yapmadığım aslında pek de bulaşmadığım bir konuya değinmek istiyorum:)
MİM
Nedir bu mim
Neden mimleniriz
Neden mimleriz
o zamannnnnnnnn....
Hadi bakalım mimlendiniz...
Bana dünyanızdan bahsedin, okuma dünyanızdan, odanızdan okurken hissettiklerinizden yazın yani benim için dünyanızdan bir şeyler yazın 
bir de fotoğraf çekin okuma dünyanızı çekin, kitağlığınızı çekin, çekin yani fotoğraf çekip mime eklerseniz çook mutlu olurum( not: kitaplığınızı görmek beni çok mutlu eder)

Böylece yazma isteğim bir mimle sonuçlanmış oldu
Kimler mi mimlendi? 
Öncelikle belirtmeliyim takibimdeki herkesler mimlendiler
Amaaa
özellikle
safransarı
kelebeğin hisleri
kitap eylemcisi
İ.R.E.M.C.E.
pembe kereste
umut sepetim
Sizin yazılarınızı dört gözle bekliyorum...

2 Ocak 2014 Perşembe

güle güle 2013, hoşgeldin 2014 ve 2013 sonu Ayşe Kulin/ Sevdalinka




Nasıl gelip geçtiğini anlayamadığım bir yıldı benim için 2013...
Ne bana yaşattığı ilklerden ne de gelip geçenlerden bahsetmek niyetinde değilim
Sevmedim sevemedim geçti ve gitti
Ama bana öyle geliyor ki 2014 uğuruyla geldi ve bu yıl hayatımda çok şahane yenilikler beni bekliyor
Buna gerçekten yürekten inanmak istiyorum.
Buraya yazmak istedim çünkü 2013 de neler okumuşum neler izlemişim ben de bir paylaşayım dedim:)
Güzel filmler izlediğim ve güzel kitaplar okuduğum bir yıldı( her ne kadar vikitap okuma hedefime ulaşamasam da:)))

Bakalım neler okumuşum???





















Sevdalinka- Ayşe Kulin( Aralık)

Son okuduğum kitap hakkında bir post yazamamıştım vakit bulup da onu da buraya iliştirmek isterim.
Ayşe KULİN
SEVDALİNKA
Yine Bosna savaşı yine paramparça hayatlar ve yine çok etkilenerek okuduğum bir kitaptı...








ve gelelim neler neler izledimmm...
3 İdiots
8 Mile
Adını sen koy
Aşk ve Devrim
Barfi
Billy Elliot
Black Swan
Camino
Can Dostum
Candy
Captain Corelli's Mandolin
Cesaretin var mı aşka
Coffee and cigarette
Cool Kids don't Cry
Date night
Dedemin İnsanları
Detachment
Elveda Lenin
Fareler ve İnsanlar
Geriya Kalan
Goya'nın Hayaletleri
He Loves Me... He Loves me not
In the Land of Blood and Honey
Juno
Kayıp Nişanlı
Küçük Günahlar
La jetée
Love-Amour
Mary and Martha
Mary and Max
Monsieur Lazhar
Mutluluğa Boya Beni
My Name is Khan
Notting hill
O Kadın
One day
Pi'nin Yaşamı
Ratatouille
Roman Holiday
Romaya Sevgilerle
Safe Haven(Aşk Limanı)
Seal team six
Sen Dünyaya Gelmeden
Shakespeare in love
Sil Baştan
Slumdog millionaire
Sweet November
Tengo ganas de ti
The Shawshank Redemption
The Whistleblower
The first time
The illusionist
The kite runner
The prestije
Therese Desqueyroux
Timothy Green'in Sıradışı Yaşam Öyküsü
Tres metros sobre el cielo - 3MSC'i
Umudunu Kaybetme
Uzun Hikaye
Ya Sonra
Yatağımdaki Düşman
Yerdeki Yıldızlar
Yeryüzündeki Son Aşk
adam
aşkın renkleri
before sunrise
bekas
boş ev
closer
corpse bride
da vıncı şifresi
duyguların rengi
im juli
frida
kimlik hırsızı
lemming
mavi pansiyon
modigliani
mongol
oliver twist
renoir
ruby sparks
sert rüzgarlar
the banisment
the girl on the brıdge
the stoning of Soraya M.
umut ışığım
white frog
Özgürlük Yazarları
ölü ozanlar derneği
İncir Çekirdeği
Şimdi ya da Asla
şeytanın avukatı

 ÇOOOOOOK ÇOK DAHA FAZLASINI OKUYABİLECEĞİMİZ VE İZLEYEBİLECEĞİMİZ BİR YIL OLMASI DİLEĞİYLE...
SEVDİĞİM BİR SÖZ İLE YAZIMA BUGÜNLÜK SON VERİYORUM...

Sınırları son derece belirgin bir dünyanın bile tamamını görmek için bir hayat süresi yetmezken, ucu bucağı belirsiz, sınırları sonsuza dek uzanıyormuş hissi veren sanat dünyalarını nasıl sığdıracağız bir ömre? Okuyamadığımız kaç kitap, seyredemediğimiz kaç film, bakamadığımız kaç resim, kaç fotoğraf kalacak geride?


BİR DE SÖYLEMEDEN GEÇEMEYECEĞİM BEN BÖYLE SEVİMLİ  BÖYLE GÜZEL BÖYLE ROMANTİK BİR TEKLİF GÖRMEDİM YAAA !...

15 Aralık 2013 Pazar

merhaba demek istedim... bir de çekiliş haberi vereyim dedim...

Merhabalar uzunca bir süredir blogumu takip edemez oldum. Yoğunluk, yorgunluk, telaş, belki bunalım sters vs.
Ama blogumda birşeyler paylaşmayı çok özledim.
Günlerim kpss çalışmalarıma dalmam ile ve yeni arkadaş çevresi edinmem ile bir karmaşaya dönüştü. Nereye ne şekilde yetişeceğimi bilemez bir haldeydim yaklaşık 2 aydır.
Elimde olan kitaplarım çekmecelerde bekler hale geldi. Hergün en azından dolmuşda okurum diyerek onca yol yanımda taşıyıp 1 sayfa bile okuyamadan eve dönünce yüzüne bakamaz oldum kitaplarımın.
Yeni kitaplar alamaz oldum...
Çok şikayetlendim belki ama bir de hasta oldum ki :(
Çarşambadan bu yana gribal enfeksiyon kapmışım gibi genzimde yanma hissi ve kırgınlığım Cuma kendini iyice ele verdi. Cuma öğleden sonra tamamen kısılan sesim cumartesi kalktığımda da hiç çıkmıyordu. Offfff konuşmaya çalışıp da konuşamamk çok zordu.
Sonuç olarak Laranjit olmuşum antibiyotiğimi içerek bu sabah azıcık da olsa çıkabilen sesim ile bütün bitkisel çaylar ılık içecekler çorbalar limonlar buharlar....
Yarına tamamen toparlanabilmeyi umuyorum...

BİR DE SİZLERE ÇOK ÖZEL BİR ÇEKİLİŞTEN BAHSETMEN İSTİYORUM...
Kitap Kurdu Böjük
Bu çok güzel blogun sahibi her seferinde şahane kitap çekilişleri yapıyor ve katılmak bana çok büyük keyif veriyor

Sizlerde çekilişe katılmak için şuraya mous ile yaklaşıp TIKTIK:)) yapmanız yeterli:)
2013 ÜN SON GÜNLERİ HEPİNİZ İÇİN MUTLU OLSUN 
MUTLU OLSUN Kİ
2014 E GİRİŞİMİZ GEÇİRMEMİZ DE MUTLU OLSUN!...


2 Kasım 2013 Cumartesi

Hayallerimle geldim mimlendim:)


O çok sevimli ve özel blogun sahibi çok sevgili Pembe Kereste tarafından "hayallerinle gel" diye mimlenmişim.

Geleyim canım:)
Dur geliyorum
gelicem inşallah:))
derkeeen:)
Ya ben hayallerimi biryere kaldırmıştım bulamadım onları bulup da gelemedim bir türlü...

Şaka bir yana
Hayallerim işin içine girince ve uçsuz bucaksız hayal dünyamın içine gömülünce ne yazacağımı bilemedim ben. Hani her genç kızın hayali dikiş makinesi :D
ouuuuuuf tamam tamam bu olmadı imha edicem kendimi yaa
ne yazıcam ben buraya.
Şu anda yazdığım hiçbir kelime ve satırı silmeden direk konuşur gibi yazıyorum yoksa silip düzeltmeye baştan baştan derken bu mim postu gelcek yaza kalır:)




Eveeeeet!...
Hayaller deyince benim gerçekleştiremeyeceğim çooooooook hayalim var ama yine de onları kurgularım şekilllendirirm biçimlerim hiç yapamsam kağıda dökerim bazen kelimeler bazen çizgiler olarak tuvale akıtırım... Gerçekleşiverirler öylece işte.
Bir de gerçekleştirebileceklerim vardır ki bunlara hayal demekten de pek hoşlanmam çünkü hayal kurmuyorum ben YAPTIM OLACAK olanlardır bunlar onlara hiç girmeyelim:)

Böyle bir girişten sonra hayal değil de çok istediğim bazı şeylerden bahsedeyim.
ÇOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOK kitap okumak istiyorum çocukluğumdan bu yana duvardan duvara kütüphanlerim olsun istedim bilmediğim hiçbirşey kalmasın istedim herşeyi okuyup okuyup öğreneyim istedim ama büyüdükçe bilginin uçsuz bucaksız olduğunu öğrendim. Ne kadar okursam o kadar mutluyum diyerekten her tür kitaba bulaşmaya çalışıyorum şimdilerde. Kütüphanem de giderek büyüyor:)
Çeşitli yerlerde çeşiti kahveler yemekler yemek isterim. Çok obur hatta hiç obur bir insan olmayaraktan da olsa tadmak istediğim tadlar var gezerek görerek yemek var KAHVE İÇMEK var.
:))


İnsanları mutlu etmek beni o kadar mutlu ediyor ki Yeni yeni insanlarla tanışıp insanları mutlu etmek var....

Bunlar yapılası şeylerde hayallerimi yazamam ki ben bak yazamadım yine:(

Immm bir de şeyy yalnız kalmamak MUTLU OLMAK MUTLU OLMAK MUTLU OLMAK
 MUTLU OLMAK!...

İşin özü bu ya en büyük hayalim MUTLU OLMAK!...

Pembe Kereste ye çooook teşekkürler:)

14 Ekim 2013 Pazartesi

gülümseten telaşlarınız , mutlu bayramlarınız olsun:)



Bir hafta önceden başlardı telaşı. Evin içinde bir hengamedir alır başını giderdi.
Bayram sabahı gelip çatınca da erkenden kalkılırdı. Babalar namaza gidecek diye anneler de erken kalkar evin içini mis gibi kızarmış ekmek kokusu sarardı. Bayramlıklar da erkenden giyilir, aman kirlenmesin diye özen gösterilirdi.Gıcır gıcır ayakkabılar, renkli renkli bayramlıklar, yeni yıkanmış taranmış mis gibi saçlar, pırıl pırıl çocukluk işte..

Kalabalıkça bir bayram kahvaltısı çekilirdi. Kahkahalarla yenir sofradakiler, hiç o kadar doyulmazdı bir yıl boyunca. O kahvaltı da sevgi vardı ya tıka basa doyardın. Bir an önce çıksak evden el öpsek gezsek dolaşsak isterdin. Sonrasında parka gidilecek belki hamburger döner yenilecek günlerimiz de kalsın diye akraba ziyaretleri bir an önce olsun bitsin isterdin.

Bayramlar kokardı bir de bayram kokardı, bilirdin yani bayramın geldiğini mis gibi kokusundan telaşından.

Babalar sokaklarda olurdu o gün çalışmazlardı, hani böyle ütülenmiş pantolon ve gömlekleriyle babalar evlerin önlerinde sokaklarda olurdu. Annelerde yine hep telaşlı hep bir şeyleri düzeltme derdinde ama bilirdin sıkıntılı değil gülümseyen telaştan hani. Görünce o manzarayı ciğerlerime kadar mutluluk dolardım. Mutluluktan nefes alamazdım. Unutuverirdim olmayanları, olmayan yanlarımızı.

Hep koştururdum da yorulmazdım. Bayramda yorulur mu hiç insan ...
Güzel bayramlarım vardı benim de, hissettiğim bayramlarım
Ne değişti de bayramları hissedemez olduk, koklayamaz, göremez, heyecanlanıp sevemez olduk.
Neden yorulur olduk.
ve
Neden olmayan yanlarımız acır oldu zamanla geçmesi gerekirken artar oldu olmayanlarımız neden aranır oldu...

Biraz buruk bir bayram yazısı mı oldu bu ne
Aslında hiç hesapta yoktu bunları yazmak, güzeldir bayramlar herşeye rağmen. Hayatın durağanlığından birkaç gün de olsa soyutlarsınız kendinizi. Çocuklarınızla oynarsınız mesela. Annenizin babanızın hala sıcağında ısınırsınız. Güzeldir bayramlar.
Şimdiden mutlu bayramlar...